Sayın Başkan,Saygıdeğer milletvekilleri,Değerli Bulgaristan vatandaşları,1 Şubat — komünist rejimin kurbanlarını anma ve saygı günü — bizlere derin düşünceler için bir vesile sunmaktadır. Hepinizin bildiği gibi, 1945 yılında bu tarihte sözde Halk Mahkemesi tarafından verilen idam cezaları infaz edilmiştir.Özellikle 1945 yılındaki bu günle ilgili olarak bugün açıklığa kavuşturulması gereken bazı mitler vardır. O dönemin iktidar elitleri, savaşın galibi olan müttefiklerin iradesini yerine getirdiklerini iddia etmişlerdir, ancak bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır.1 Şubat 1945’te infaz edilen idam cezaları, 10 Şubat 1947’de imzalanan Paris Barış Antlaşması’ndan iki yıldan fazla bir süre önce gerçekleşmiştir. Bu cezalar, 28 Ekim 1944 tarihli sözde Moskova Ateşkesi’ne dayanarak uygulanmıştır ve Bulgaristan’daki yönetici elitin siyasi rakiplerinden kurtulmak için aşırı bir çaba gösterdiğine dair şüphe yoktur.1 Şubat tarihi yalnızca 01.02.1945’te Halk Mahkemesi kurbanlarının anıldığı bir gün değil, aynı zamanda totaliter rejimin tüm kurbanlarının da anıldığı bir gündür. Bu rejim, farklı olanlara, itaat etmeyenlere, farklı düşünenlere, inancını, kimliğini ve onurunu savunanlara karşı acımasızca hareket etmiştir.Bu nedenle 1 Şubat’ta, on yıllar boyunca baskılara, kısıtlamalara ve aşağılamalara maruz kalan Bulgaristan’daki Müslüman topluluğun tüm kurbanlarını da anıyoruz. Bu şiddet yalnızca isim değiştirme ile sınırlı kalmamış; hafızanın silinmesi, dini ritüellerin kısıtlanması, ana dilin yasaklanması, kültür ve geleneklerin yok edilmeye çalışılması gibi çeşitli zorla asimilasyon biçimleriyle devam etmiştir.Türkler, Pomaklar, Romanlar, millet ve diğer azınlıklar dahil olmak üzere Müslüman topluluk, baskıya karşı barışçıl yollarla direnmiş; hiçbir zaman vatanına karşı çıkmamış, ulusa karşı ayaklanmamış ve şiddet çağrısında bulunmamıştır. Büyük bedeller ödemiş, acı çekmiş, kimliklerini korumaya çalışmış ve adaletsizliklere karşı barışçıl direniş geliştirmiştir. Ancak her zaman gururla şunu söylemiştir:“Ben yabancı değilim,
Ben senin evladınım.
Ve gözyaşlarımın sebebi sensın —
sevinçten ya da kederden.”“Bulgaristan!
Ben senin evladınım ve yolların benimdir.”Bugün, onlarca yıl sonra bile hâlâ mahkûm edilen kimse yok, adalet yok, teselli yoktur. Ancak biz bunu yalnızca tarihe ve kurbanlara değil, aynı zamanda bu ülkede herkesin barış içinde, özgür ve birlikte yaşaması gerektiğini bilmesi gereken gençlere de borçluyuz.Kurbanlara ve tarihe karşı sorumluluk duygusuyla, sözde “Yeniden Doğuş Süreci”nin suçluları için adil bir yargılama ve etkili cezalar verilmesini savunuyoruz. Bu doğrultuda DPS–Yeni Başlangıç Genel Başkanı Sayın Delyan Peevski tarafından Askeri Bölge Savcılığı’na başvuru yapılmıştır. Amaç, gerçeğin ortaya çıkarılması ve asimilasyon sürecinde ezilen herkesin haklarının korunmasıdır.Adalet arayışımızı sürdürecek, totaliter rejim döneminin olaylarını hatırlamaya devam edecek ve Bulgaristan için tek doğru yol olan demokrasi, haklar, özgürlükler, eşitlik, barış, hoşgörü ve kardeşlik için mücadele edeceğiz.Bu bizim düşüncemizdir, politikamızdır ve tüm milletvekillerine, Bulgaristam ulusuna, yurtiçinde ve yurtdışındaki tüm vatandaşlarımıza çağrımızdır: birlikte olalım, kurbanları analım ve yalnızca tarihe değil, aynı zamanda geleceğimize karşı da sorumluluk taşıyalım. Refaha ulaşmak ve geleceğimizi inşa etmek için herkesin kendi inancına ve kültürüne göre yaşama hakkını savunmalı, yasalara uymalı ve gururlu vatandaşlar olmalıyız.Bu nedenle bugün, bir Müslüman olarak, Allaha ve kurbanların ruhlarına dua ediyorum. Yüce Allah onların ruhlarını bağışlasın. Bugün Cuma, Müslümanlar için kutsal bir gündür ve tüm Müslümanları kurbanlar için dua etmeye çağırıyorum.Şunu bilin ki, siyasi haklarımızı kısıtlamaya çalışanlara, partimizin liderinin kim olacağına karar vermeye kalkışanlara ve etnik köken, din veya başka herhangi bir farklılık gözetmeksizin tüm Bulgar vatandaşlarını temsil etme görevini üstlenen bir siyasi partiye yön vermeye çalışan herkese karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.Mücadele devam ediyor!
Birlikte olalım!Teşekkür ederim!
Allah Bulgaristan’ı korusun!